Wonderland Hangi Ülkede? Sorusuna Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Penceresinden Bakmak
“Wonderland hangi ülkede?” sorusu ilk bakışta masum, hatta biraz da çocukça görünebilir. Alice Harikalar Diyarında’dan bildiğimiz, gerçek dünyada karşılığı olmayan bir yerden bahsediyoruz sonuçta. Ama İstanbul’da yaşayan, bir sivil toplum kuruluşunda çalışan ve her gün sokağı, toplu taşımayı, işyerindeki güç ilişkilerini gözlemleyen biri olarak şunu fark ediyorum: Bu soru aslında çok daha derin. Çünkü insanlar “Wonderland hangi ülkede?” diye sorarken, çoğu zaman gerçek dünyada bulamadıkları adaleti, eşitliği ve çeşitliliği hayal ettikleri bir yer üzerinden arıyor.
Wonderland Bir Ülke Değilse Neden Bu Kadar Merak Ediliyor?
Wonderland hangi ülkede sorusu, özellikle gençler arasında sıkça karşıma çıkıyor. Metroda yanımda oturan iki üniversite öğrencisinin “Keşke Wonderland gibi bir yerde yaşasak” dediğine çok kez tanık oldum. Buradaki özlem, coğrafi bir meraktan çok, toplumsal bir arayış. Çünkü Wonderland, kuralları sorgulanan, normların ters yüz edildiği, “normal” denilen şeyin sürekli değiştiği bir yer olarak anlatılıyor.
Toplumsal cinsiyet açısından baktığımızda bu çok anlamlı. Günlük hayatta kadınların, LGBTİ+ bireylerin ya da norm dışı kabul edilen herkesin sürekli olarak “uyum sağlaması” bekleniyor. Oysa Wonderland’de uyum sağlamak zorunda olan birey değil, sistemin kendisi. Bu yüzden Wonderland hangi ülkede sorusu, aslında “Bizi zorlamayan bir düzen mümkün mü?” sorusuna dönüşüyor.
Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Ters Yüz Edildiği Bir Hayal
İstanbul’da sabah saatlerinde metrobüse binen herkes, toplumsal cinsiyetin nasıl bedensel bir deneyime dönüştüğünü bilir. Kadınların çantalarını önüne çekmesi, kulaklık takıp göz temasından kaçınması, erkeklerin ise alan kaplama konusunda daha rahat davranması… Bunlar sıradan ama çok şey anlatan sahneler.
Wonderland hangi ülkede diye soran birçok kadın arkadaşım, bu sorunun arkasına şunu ekliyor: “Orada kimse kim olduğuma karışmıyor gibi geliyor.” Wonderland’de kraliçeler var ama iktidarları sorgulanabiliyor; kız çocukları pasif değil, meraklı ve cesur. Bu da bize, toplumsal cinsiyet rollerinin doğal değil, kurgusal olduğunu hatırlatıyor. Wonderland bir ülke değil ama patriyarkanın kaçınılmaz olmadığını anlatan güçlü bir metafor.
Çeşitlilik: Garip Olanın Normalleştiği Bir Yer
İşyerimde, sivil toplum alanında çalışırken farklı kimliklerden insanlarla bir aradayım. Ama yine de “makbul” olana daha yakın olanların daha az yorulduğunu görüyorum. Aksanı farklı olan, bedeni norm dışı kabul edilen ya da cinsiyet ifadesi çoğunluktan ayrılan kişiler, sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyor.
Wonderland hangi ülkede sorusu burada da anlam kazanıyor. Çünkü Wonderland’de herkes zaten “garip”. Şapkacı da garip, kedi de, Alice de. Gariplik bir istisna değil, norm. Bu da çeşitliliğin tolere edilmediği, gerçekten kabul edildiği bir düzeni çağrıştırıyor. Toplu taşımada yan yana oturduğumuz ama birbirine hiç temas etmeyen hayatlar için bu çok güçlü bir hayal.
Sosyal Adalet ve Kuralların Keyfiliği
Wonderland’de kurallar var ama mantıklı olmak zorunda değiller. İlk bakışta bu kaos gibi duruyor. Ama sosyal adalet açısından düşündüğümüzde, gerçek dünyadaki “mantıklı” kuralların kime hizmet ettiğini sorgulamamıza yol açıyor. İstanbul’da bir durakta simit satan biriyle, plaza önünde vale olarak çalışan birinin gördüğü muamele arasındaki fark, yasalardan çok sınıfsal konumla ilgili.
Wonderland hangi ülkede sorusu, adaletin mekânla mı yoksa zihniyetle mi ilgili olduğunu düşündürüyor. Çünkü Wonderland’de adalet kusurlu ama en azından sorgulanabilir. Gerçek hayatta ise çoğu zaman “kural böyle” denilerek tartışma kapatılıyor.
Günlük Hayatla Wonderland Arasında Kurulan Köprü
Akşam iş çıkışı vapurda otururken, farklı yaşlardan, kimliklerden insanları izliyorum. Herkes kendi küçük Wonderland’ini arıyor gibi. Kimi için bu, daha güvenli bir şehir; kimi için kimliğini saklamadan var olabilmek; kimi içinse sadece geçinebileceği bir hayat.
Wonderland hangi ülkede sorusu, bu yüzden sadece edebi bir merak değil. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, çeşitliliğin ve sosyal adaletin tam anlamıyla sağlandığı bir yerin hâlâ hayal olmasıyla ilgili. Wonderland gerçek bir ülke değil ama bu soruyu sormaya devam etmemiz, yaşadığımız dünyayı dönüştürme isteğimizin bir göstergesi. Belki de asıl mesele, Wonderland’in nerede olduğu değil; onu gerçek hayata ne kadar yaklaştırabildiğimiz.