Biçimsel Hukuk Nedir?
Hukuk, genellikle herkesin haklarını koruyan, adaleti sağlayan ve toplumu düzenli tutan bir sistem olarak kabul edilir. Ancak, bu hukukun nasıl işlediği, nasıl uygulandığı ve nasıl anlaşılması gerektiği, farklı ülkelerde, farklı kültürlerde önemli değişiklikler gösterebilir. Biçimsel hukuk, bu konuda oldukça dikkat çekici bir kavram. Peki, biçimsel hukuk nedir? Bu terimi anlamak, sadece hukukun kurallarını değil, aynı zamanda bu kuralların nasıl işlendiğini de anlamamıza yardımcı olabilir.
Biçimsel Hukukun Tanımı
Biçimsel hukuk, bir hukuk sisteminin, kurallarının yalnızca yazılı ve belirli bir şekilde uygulanması gerektiği görüşünü savunan bir yaklaşımdır. Yani, hukukun işleyişi, normların, yasaların ve yönetmeliklerin tam anlamıyla belirli bir biçimde takip edilmesi ile sağlanmalıdır. Bu yaklaşımda esas olan şey, hukukun uygulanmasının standartlaşmış olmasıdır. Bu, hem yargı kararları hem de uygulama süreçlerinde belirli bir biçimin, düzenin ve süreçlerin takip edilmesi gerektiğini ifade eder.
Temelde biçimsel hukuk, hukukun sadece yasaların yazılı halini esas alması ve yargıcın hukuku, önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde yorumlayıp uygulaması gerektiği fikrini savunur. Biçimsel hukukun savunucuları, yasaların “hükmetme” yetkisinin ne kadar nesnel ve sabit olursa, adaletin de o kadar sağlanacağına inanır.
Biçimsel Hukukun Küresel Perspektifi
Biçimsel hukuk, günümüz dünyasında en çok Batı ülkelerinde ve gelişmiş hukuk sistemlerine sahip olan toplumlarda ön plana çıkmaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki hukuk sistemlerinde, yazılı kanunların katı bir şekilde uygulanması esas alınır. Hukukçular genellikle, yargı kararlarını bu yazılı kurallara dayanarak verirler. Bu sistemde, bir yargıcın karar verme süreci, genellikle hangi yasanın veya yönetmeliğin uygulanacağına dayanır. Bu da adaletin sağlanmasının daha mekanik ve öngörülebilir olmasına yol açar.
Özellikle Almanya gibi ülkelerde, biçimsel hukuk yaklaşımı daha belirgindir. Alman hukukunda, yazılı kanunların önemi büyük olup, yargıçlar dahi kanunları belirli bir düzene göre uygulamak zorundadır. Bu yaklaşımda, yargıçların kişisel yorumları ve değer yargıları minimumda tutulur. Yani, her şey yasaların belirlediği şekilde olur ve yorum yapma şansı yoktur.
Türkiye’de Biçimsel Hukuk
Türkiye’de ise biçimsel hukukun işleyişi biraz daha farklıdır. Elbette ki Türk hukuk sistemi de yazılı yasaların esas alındığı bir sistemdir, fakat burada yargıçların hukuku uygularken esneklik gösterebileceği durumlar daha fazla yer bulur. Yargıtay, Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahkemelerin verdiği kararlar, bazen biçimsel hukukun sınırlarını zorlayacak şekilde geniş yorumlara yer verebilir. Bu, hukukun tekdüzelikten biraz daha esnek olmasını sağlar.
Mesela, Türkiye’deki ceza hukuku sistemine baktığımızda, yazılı yasaların yanında, toplumun ruhunu yansıtan pek çok faktörün de göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülebilir. Yargıçlar bazen, yazılı kanunları yorumlarken, olayın sosyo-kültürel bağlamını da göz önünde bulundurabilirler. Ancak bu durum, biçimsel hukuk anlayışından sapma olarak değerlendirilse de, toplumsal değerlerin hukuki kararları etkilemesi açısından kaçınılmazdır.
Biçimsel Hukukun Güçlü Yönleri
Biçimsel hukukun savunucuları, bu yaklaşımın adaletin ve eşitliğin sağlanmasında büyük faydalar sağladığını öne sürerler. Birçok kişi, biçimsel hukukun toplumda hukuk önünde eşitliği sağladığını düşünür, çünkü herkes için aynı kurallar geçerlidir. Yazılı kanunlar ve kurallar, adaletin öznel değil, objektif bir biçimde sağlanmasını mümkün kılar.
Ayrıca, biçimsel hukuk, hukukun öngörülebilirliğini artırır. İnsanlar, ne zaman bir hak ihlali ile karşılaşırlarsa, ne tür bir hukuki süreçle karşılaşacaklarını bilirler. Bu da hem güven duygusunu artırır hem de toplumsal düzenin korunmasına katkıda bulunur.
Biçimsel Hukukun Zayıf Yönleri
Ancak biçimsel hukuk, her zaman en adil yaklaşım olarak görülmeyebilir. Çünkü sadece yazılı kurallara dayanan bir hukuk sistemi, toplumun sürekli değişen ihtiyaçlarına ve değerlerine uyum sağlamada zorlanabilir. Yazılı kurallar, bir olayın tüm nüanslarını kapsamayabilir ve bazen insan hayatındaki istisnai durumları göz ardı edebilir.
Ayrıca, hukukun katı bir biçimde uygulanması, her zaman adaletin tam anlamıyla sağlandığı anlamına gelmez. Bazen, bir yargıcın bireysel yorumunun önemli olduğu durumlar olabilir. Toplumun moral ve etik değerlerine uygun olmayan bir kanunun, biçimsel bir şekilde uygulanması, bazı haksızlıklara yol açabilir.
Biçimsel Hukuk Hakkında Ne Düşünmeliyiz?
Biçimsel hukukun, özellikle adaletin sağlanmasında önemli bir rolü olduğu kesin. Ancak her toplumda, her kültürde ve her hukuk sisteminde yazılı kuralların tamamen katı bir şekilde uygulanması, her zaman ideal sonuçlar doğurmayabilir. Türkiye’de ve dünyada, biçimsel hukukun avantajları kadar dezavantajları da vardır. Bu yüzden, hukuk sistemlerinin esnekliği ve toplumun gerçeklerine uyum sağlama kapasitesi de çok önemlidir.
Sonuç olarak, biçimsel hukuku savunmak, yazılı kuralların adaletin temelini oluşturduğunu kabul etmek demektir, ancak bu kuralların ve uygulamanın toplumun değişen ihtiyaçlarıyla uyumlu olması gerektiğini de unutmamalıyız.